| |
Karadeniz
Bölgesi’nde il olan Ordu, doğusunda Giresun,
batısında Samsun, güneyinde Sivas ve Tokat,
kuzeyinde de Karadeniz ile çevrilidir. İlin Melet
çayının batısındaki daha büyük kesimi Orta
Karadeniz, doğusundaki kesimi ise Doğu Karadeniz
Bölümü içerisinde yer almaktadır. İl toprakları
ovalardan oluşan dar bir kıyı şeridi ile hemen
gerisinde yükselen Kuzey Anadolu Dağlarının kıyı
sıralarını kapsar. Akarsu vadileri ile derin biçimde
parçalanan bu dağlık alanın yüksekliği kuzeyden
güneye doğru gittikçe artar. İlin doğu ve güneydoğu
kesimini Giresun Dağlarının batı uzantıları, güney
ve batı kesimini de Canik Dağları engebelendirir.
Güneydoğusundaki Karagöl Dağı’nın doruğu il
sınırları dışında kalmaktadır. Giresun Dağlarının
batı uzantılarından olan Aşıt Tepesi (2.569 m.) ile
Eriço Tepesi (2.298 m.) ilin belli başlı
yükseltileridir.
İl topraklarını Canik ve Karadeniz Dağlarından
kaynaklanan akarsular sulamaktadır. Turna Suyu,
Melet Irmağı, Akçaova Deresi, Bolaman Irmağı, Ceviz
Deresi ve Curi Deresi bu akarsuların başlıcalarıdır.
Bu akarsular il topraklarında derin vadiler
oluşturarak Karadeniz’e dökülürler. Karagöl Dağı’nın
zirvesinde küçük buzul gölleri ile Fatsa ilçesindeki
Gaga Gölü ve Ulubey’deki Ulugöl ilin başlıca
gölleridir. İlin yüzölçümü 5.963 km2 olup, 2000 Yılı
Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre; toplam nüfusu
887.765’tir.
İlinin jeolojik yapısını, II. Zamanda oluşan
lavlarla, kuzey batı ve güney doğu yönlerinde uzanan
volkanik kütleler
meydana getirmiştir. İl toprakları, II. Ve III.
Zamanda oluşmuştur. İl topraklarının jeolojik
devirlerine ait izler, Aybastı ve Gölköy yöresindeki
kömür yataklarında, ilin volkanik dağlarında,
Gölköy`ün tektonik çöküntüsüyle sahilin IV.
Zamanında oluşan alüvyonlu birikintili düzlük ve
ovalarında görülmektedir.
Doğu-Batı yönünde düz bir şekilde uzanan kıyı
şeridi, Yalıköy’den başlayarak kuzeye yönelir ve
efsane kahramanı Yason’un adıyla anılan Yason
burnundan itibaren doğuya yönelerek Çam burnuna
ulaşır. Buradan tekrar güneye yönelir ve bir
yarımada oluşturur. Bu yarım adanın doğu kısmında
Karadeniz’in doğal limanlarından biri olan Perşembe
(Vona) Limanı bulunur.
Ordu’da Karadeniz iklimi hüküm sürmektedir. Kışları
ılık, yazları nemli, yaz ve kış arasındaki sıcaklık
farkının oldukça az olduğu bu tipik Karadeniz iklimi
sahilden başlayarak güneye doğru dağların
doruklarına kadar devam eder. Dağların Kelkit
vadisine bakan güney yamaçlarında ise yağışların
azaldığı karasal iklim özellikleri görülür.
Doğal
bitki örtüsü bakımından zengin olan Ordu’nun, kıyı
şeridinde yayvan yapraklı etek ormanları ve fundalar
görülür. Bu şerit, Karadeniz kıyıları ile kenar
dağlarının orta kısımlarıdır. Orman etekleri ile
yaylalar arasında kalan kesimde yayvan yapraklı,
karışık ve iğne yapraklı bitki örtüsü görülür. Bu
alanlarda kızılçam, gürgen, çam, ladin, orman gülü
türleri bitki örtüsünü oluşturur. Yayla kesimlerinde
ise 1.500-1.800 m. yükseklikte çam, ladin, çalılar
ve orman altı bitki türleri görülür.
İlin ekonomisi tarım, hayvancılık, balıkçılık ve
küçük sanayie dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal
ürünlerin başında fındık, mısır, buğday, arpa,
baklagiller, patates, lahana, elma ve armut
gelmektedir. Az miktarda da çeşitli sebze ve kiraz,
ceviz, üzüm, incir, soya ve çay yetiştirilir.
Hayvancılıkta ise, çok sayıda sığır beslenmekte
olup, koyun da yetiştirilir. Yaylalarda yaygın
biçimde arıcılık yapılmaktadır. Bal üretiminde
Muğla’dan sonra ikinci sırada yer almaktadır.
Balıkçılık kıyı halkı için önemli bir ekonomik
gelirdir. Avlanan balıklar çeşitli tesislerde
işlenir, yurtdışına ihraç edilir.
Çok fazla gelişmemiş olan sanayisi genellikle tarıma
dayalıdır. Başlıca sanayii kuruluşları fındık kırma,
fındıklı ürünler,
deniz ürünleri, orman ürünleri, soya yağı, çimento,
tuğla ve kiremit, tel ve çivi fabrikalarıdır.
Yer altı kaynakları bakımından oldukça zengin olan
Ordu’nun Fatsa ilçesinde bentonit, Gölköy’de kurşun,
çinko, bakır ve demir, Mesudiye’de traverten,
Perşembe yöresinde demir, Ulubey’de manganez ve
kaolin, Ünye’de demir yatakları vardır. Ayrıca
Ordu’ya bağlı Fatsa ilçesinin Sarmaşık Köyü’ndeki
Sarmaşık Kaplıcası olup, 48 derece sıcaktaki suyun
bileşiminde çelik ve kükürt bulunmaktadır. Bu suyun
kadın hastalıkları , romatizma, böbrek taşı
rahatsızlığı ile fizik tedavi konusunda yararlı
olduğu bilinmektedir. Ordu ilindeki en önemli içime
de Fatsa’nın Sazcılar Köyü’nde Sazcılar Kaynak
Suyu’dur.
Ordu’nun tarih öncesi çağları Prehistorik Dönemde
başlamıştır. 1963-1964 yıllarında Dil Tarih ve
Coğrafya Fakültesi Prehistorya Tarihi Kürsüsü’nden
Prof.Dr. Kılıç Kökten’in Ordunun Ünye civarında
yaptığı arkeolojik kazı ve araştırmalar, ilk
yerleşimin MÖ.15.000’de başladığını ortaya
koymuştur. Ayrıca Mesudiye ilçesinde Eski Tunç
Çağı’na ait buluntular da ele geçmiştir.
MÖ:XVII.yüzyılda
burası Kaşkaların yurdu olarak tanınmıştır. Kaşkalar
yörede MÖ.VIII.yüzyıla kadar egemenliklerini
sürdürmüş, Hititlerin başkenti Hattuşa (Boğazköy)’ya
ve Asur sınırlarına kadar akınlar düzenlemişlerdir.
Tarihi belgelere göre MÖ.VII.yüzyılda Miletli
kolonistler burada ticaret kolonileri kurmuşlardır.
Böylece bütün Karadeniz kıyılarında ticaret ve deniz
ulaşımına hakim olmuşlardır. Miletli kolonistlerin
Kotyora (Cotyora) ismi ile yörede kurdukları ilk
şehrin yeri bugün bilinmemektedir. MÖ. 400
yıllarında Ksenefon’un “Onbinlerin Dönüşü” isimli
eserinde, kolonistlerin buraya gelişleri ve
yaşantıları dile getirilmiştir.
Yöredeki kısa süreli Hitit egemenliğinden sonra
Frigler, Medler ve Persler buraya hakim olmuşlardır.
Büyük İskender’in Persleri yenmesinden sonra
Helenistik kültür yörede egemen olmuş, MÖ.IV.yüzyıl
sonlarında da Pontus Krallığı’nın sınırları
içerisinde kalmıştır. MÖ.I.yüzyılda Romalılar Pontus
Krallığı’nı ele geçirmiş, ardından yöreye
Bizanslılar egemen olmuş ve Armeniakon Theması
sınırları içerisine almıştır.
Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra ilk Türkmen
boylarından olan Danişmendliler, Sivas, Tokat,
Amasya, Çorum,
Yozgat, Kayseri, Malatya, Gümüşhane ile birlikte
Ordu’yu da hakimiyetleri altına almışlardır. Bu
arada yöre, Danişmendliler, Anadolu Selçukluları ve
Bizanslılar arasında zaman zaman el değiştirmiştir.
İstanbul’un Latin istilasından ötürü Trabzon’da
kurulan Rum-Pontus İmparatorluğu burayı da
egemenliği altına almıştır.
Hacıemiroğulları Beyliği 1344-1461 yılları arasında
Ordu yöresinde egemen olmuştur. Bu beylik, Ordu
İlinin Mesudiye İlçesi topraklarında yerleşmiş
bulunan Çepni Türkleri’ne mensup Bayram Bey Oğlu
Hacı Emir Bey tarafından kurulmuştur. Emir Süleyman
Bey, 1381 yılında 12.000 kişilik bir kuvvetle
Mesudiye Bölgesinden Ordu kıyılarına inmiş, buradan
Giresun’a geçerek yöreye hakim olmuştur. Çelebi
Mehmet Devrinde 1413’de Ordu yöresi Osmanlı
hakimiyetine girmiş, Hacı Emiroğulları Beyliği bu
bölgedeki gücünü yitirmiştir. Ankara Savaşı’nda
Timur tarafını tutan Hacıemiroğulları, savaşı
Timur’un kazanmasından sonra yöreyi yeniden ele
geçirmişlerdir. Fatih Sultan Mehmet 1461’de Ordu ve
yöresini kesin olarak Osmanlı topraklarına katmış ve
buradaki Çepni Boylarının gücünü kırmıştır. Yavuz
Sultan Selim devrinde (1512-1520) yapılan bir idari
değişikle Trabzon, Samsun ve Ordu’nun bağlı olduğu
Şebinkarahisar Livası birleştirilip Erzincan
Vilayetine bağlanmıştır.
XVI.yüzyılın
sonları ile XVII.yüzyılın başlarında başlayan Celali
isyanları bütün Anadolu’yu olduğu gibi Ordu yöresini
de kasıp kavurmuştur. Osmanlı Devletini oldukça
uğraştıran Sivas ve Ordu civarındaki bu isyanları
Sivas Beylerbeyi İlyas Paşa bastırmıştır.
1613 tarihli Tahrir Defterine göre, Ordu 20
nahiyeden oluşan ve adı “Kaza-i Bayramlu” olan bir
kaza merkeziydi. Bundan sonra, günümüze kadar
değişik idari bölünmelere uğrayan bölgenin, Bulancak
ve Bulancağ’ın doğu kısımları Giresun’a, Reşadiye
İlçesi Tokat’a bağlanmıştır. Onun dışında kalan
bölgeler, Ordu’nun sınırları içerisinde kalmıştır.
1805 yılında Şebinkarahisar Sancağı Erzurum’dan
alınmış; Ordu, Gölköy ve Bucak kasabaları ile
birlikte Trabzon’a bağlanmıştır. 1831’de ise Fatsa
sınırlarından itibaren Ordu, Ulubey, Gölköy yöreleri
tamamen Mesudiye ve Aybastı ilçeleri Erzurum
eyaletine bağlı Şarkikarahisar livasına, Fatsa’nın
iç ve batı kısımlarıyla Ünye, Canik (Samsun)
livasına bağlanmıştır. 1871’de yapılan bir idari
değişiklikle, Ordu Kasabası merkez olmak üzere Vona
(Perşembe) Bolaman, Aybastı, Gölköy,Ulubey
nahiyeleriyle birlikte bir kaza oluşturulmuştur.

Kurtuluş Savaşı sırasında yöre, Pontus çetelerinin
baskınlarına uğramış ve zor günler geçirmiştir.
Cumhuriyetin ilanından sonra 1920 yılına kadar
Trabzon Vilayetine bağlı bir kaza merkezi olan Ordu,
1923 yılında vilayet konumuna getirilmiştir.
Ordu’da günümüze gelebilen tarihi eserler arasında;
Fatsa’daki Bolaman Kalesi, Cıngırt Kalesi, Ünye’de
Ünye Kalesi, Mesudiye’de Miletios Kalesi, Kaleköy
Kalesi, Kayaköy Kalesi ve Kaya Mezarları, Gürpınar
Köyünde Kaya Mezarları, Konacık Kaya Mezarları, Rum
Kiliseleri, Akkuş’da Kevgür Kalesi, Gölköy Kalesi,
Taşbaşı Kilisesi, Düz Mahalle Kilisesi, Yason
Kilisesi, Kemer Köprü, İbrahim Paşa Camisi (1800),
Hamidiye Camisi (Hükümet Camisi) (1891), Yalı Camisi
(Aziziye Camisi), Orta Cami, Kirazlimanı Çeşmesi,
Osmanbey Çeşmesi, Selimiye Camisi (1926), Konstantin
Çeşmesi, Mustafa Bey Çeşmesi, Yusuf Ağa Çeşmesi
(1832), Soğuksu Çeşmesi (1842),
Çürüksulu
Ali Paşa Çeşmesi (1911), Ünye Şeyh Yunus Türbesi,
Yalı Hamamı, Saray Hamamı, ayrıca Paşaoğlu,
Haznedaroğlu ve Bolaman konakları başta olmak üzere
Türk sivil mimari örneklerinden evler bulunmaktadır.
|
|